Ayağı kayan bir çocuk kadar şaşkınım, bilemedim düz yolda yürümenin imlâsını.
Kanayan dizlerime bakıp da ağlamayı öğrenemediğim gibi...
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz, belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.
Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince
Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün
Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine
Ve usulca ağmaktadır gözlerinin peteğine ağulu bir hüzün.
Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde.
Dedi ki o: Yoruldum insan olmaktan
İnsan yorulur bazen insan olmaktan.
Suya düşen bir karanfilse yüreğin, bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm vursun seni o taştan bu taşa o çağlayandan bu çağlayana.
Burada yağmur yağıyor ama sen şemsiyeni almadan gel yine de.Özletiyor bu çılgın sağanak seni sırılsıklam özletiyor biliyor musun.
Sesim yoktu. Karanligin karninda yitirdim sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf'tum belki.
Hiç özlemedim seni, özlemek dostluktandır, dostluğundan öte bulmalıyım seni.
Biten bir aşk için
Söylenecek söz şu olmalı:
- Güzeldi yine de...
Yüreğim diyorum, kekeme, alıngan, serseri yüreğim sen nerden bilebilirsin bir şiirin nasıl yazıldığını.
Kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir.
Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada.
Ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar.
Ömrüm diyorum şimdi ömrüm Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız Öyle kal çünkü bu dünyada Sana en çok mutsuzluk yakışıyor.